KONFERANSLAR
Ebru Korman, iletişim uzmanlığı konusundaki yeteneklerini ve mesleki birikimlerini, verdiği konferanslarda da sergiliyor. İşadamlarından sağlık sektörü çalışanlarına, popüler ünlü isimlerden sporcu çocuklara kadar herkes Korman’ı dinlemekten ve ondan bir şeyler öğrenmekten zevk alıyor. Konuşmacı, eğitimci olarak katıldığı panel ve konferanslar İstanbul ve İzmir’le de sınırlı kalmıyor; Korman, Barselona, Londra gibi şehirlerde bile aranan isim olarak dikkat çekmeyi başarıyor.
Ebru Korman’ın konferansçı yönüyle ilgili birkaç haberi ve konferans konuşmalarından birini aşağıda bulabilirsiniz.
Hürriyet, Milliye ve Posta Gazeteleri, 22 Şubat 2007 tarihli baskılarından:

Korman’ın 2010 yılında Stuttgart, Almanya’da Arcotel Comino’daki panelde yaptığı Sağlık Turizmi konulu konuşma. Panel, Türkiye Büyükelçiliği ve Türkisch-Deutsche Gesundheitsstiftung işbirliği lie düzenlenmişti.
Yıllardan beri ülkemizin konumu gereği, politik çekişmelerin, hesabı bitmemiş paylaşımların ortasında kalmışlığı ve direnişini yaşıyoruz.
Bugün Türkiye’nin sahip olduğu tarihi, kültürel ve doğal güzellikleri birarada bulabileceğiniz başka bir ülke daha yok. Sayısız medeniyetlerin topraklarımız üzerinde kurulması, uygarlıklara temel olacak hala günümüze taşınan tarihi, kültürel zenginliğimiz diğer ülkeleri daima rahatsız etmiş… İşte bu yıllar öncesinin rahatsızlığı düşmanlığa, düşmanlıkta savaşlara, anlaşmazlıklara dönüşmüş tarihte…
Günümüzde kendimizi istediğimiz gibi ifade edemeyişimiz diğer ülkelerin ülkemizi, toprağımızı insanlarımızla beraber büyük bir tehlike olarak görmelerinin, engellemelerinin sebeplerinden biridir.
Türkiye, çok büyük arbedelerin içerisinden, dış politikadaki kararlı tutumuyla çıkmayı başarıp dünya ülkelerinin bakış açılarını değiştirmeye başladı.
Teknolojiye ve yeniliğe karşı göstermiş olduğu hızlı adaptasyon ve ticari büyüme ile herşeye rağmen birçok sektörde en iyi olmaya, devlere kafa tutmaya, Türk’ün gücünü göstermeye devam ediyor.
Kafalarımızda "Bizim ülkemizi ve insanlarını niye sevmiyorlar?" sorusuna, eğitim ve öğretime verilen önemle cevaba başlıyor temel…
Türkiye’de birçok konu tartışıladursun, turizmde tanıtım konusunda yetersiz kalmamızı, yanlış turizm politikalarının ve stratejilerinin sebebini Türkiye’nin dünya genelindeki korunuma, büyük etkin siyasi güçlere bağlarız daima…
Ama biz değil miydik kağnılarla, yokluklarla savaşları kazanıp, bağımsızlığımıza kavuşan ülke biz değil miydik? Yok olacak sanılan Türk milleti şimdi dünyada birçoğu alkışlanacak başarılarda?
Elbette zor… Düşündürücü. Neden olmasın?… Turizmde, medikal turizmde büyük adımlar atılmasın?
Daha biz turizmimizi bile doğru düzgün beceremezken sağlık turizminin üstesinden nasıl geleceğiz? Bu sorular dönüp dolaşıyor beynimizde biryerlerden başlamak, adım atmak elimiz kolumuz bağlı kalıp seyretmekten iyidir diye düşünüyorum. Türkiye olarak her konuda savaştığımız gibi bu alanda da savaş vermek zorundayız. Sadece çok iyi organize, güç birliği halinde olup, doğru stratejik pazarlama ve planlarda hedefimize ulaşacağımıza inanıyorum.
İki alan da hizmet sektörü ancak, biri eğlence diğeri sağlık…
Ülkemizde hala kanayan yara olarak adlandırdığımız, bazen en iyisini yapmaya çalışırken sistemi birbirine soktuğumuz sağlık alanı… Vatandaşlarımızın can damarı…
Hükümet bu konuda birçok iyileştirici ve yenilikçi adımlar atıyor, gerçekten hiçbir dönemde yapılmamış devrimler bunlar.
Dış borçlarımıza da çözüm bulsak, kendi vatandaşımıza daha iyi hizmet vereceğiz hedefiyle bu noktada bakılıyor olsa gerek…
Bugün öncü birçok kuruluşun bireysel çabalarıyla Türkiye’de en iyi ve ucuz sağlık tedavisi ve hamleleri, yurtdışında kafaları karıştırıyor…
"AB’ye girmek isteyen Türkiye daha belini doğrultamaz durumda, kendi vatandaşına sahip çıkamazken, bize mi tedavi imkanı sunacak, ya Gaddar Türklerin elinde ölürsek?" korkusu yaşamayan yabancı yok mu sanıyorsunuz? Var. Hemde sayısı bir hayli fazla… Ancak, dedim ya herşeye rağmen teknolojik altyapısına medikal kadrosuna, Akreditasyon çalışmasını, belgesini almış, dünya standartlarında hizmet verebilecek kapasitede olan sağlık kuruluşlarımızla biz en iyi ve en uygun şartlarda tedavi imkanı sunabiliriz. İnanırsak, başarabiliriz. Sadece, Seçici, Dikkatli, Etik ve İnsani olmak kaydıyla…
Türkiye’de ancak denetlenmiş, sağlık hizmeti verme yetkisine, donanımına sahip olan hastaneler belirlenmeli, denetlenmeli. Yabancı hastalar için her hastanenin muayene tetkik ve ameliyat yapacak doktor sayısı ismi kayıtlara geçmeli… Ve tüm dünyada ilerde örnek olarak gösterilmeli…
Bugün turizm sektöründe, nasıl her önüne gelen turizmci olup, sektörün tıkanmasına sebep olduysa, aynı tehlike sağlık sektörü için de geçerli… Herkes sağlık sektörüne yatırım yapıyor. Fakat bu uzaktan çok kolay görülen ancak teknolojik yatırımı, medikal kadrosu, yöneticisi, personeliyle işletmesi çok zor, masraflı vizyon gerektiren bir iş…
Şu anda “paran varsa hastane aç” mantığında olan birçok yatırımcı var. Gerek kendi vatandaşımız gerekse yabancılar olsun insan hayatı bizler için en önemli konu…
Sayın yetkililer, bu alanda üstün çaba gösteren değerli yöneticiler sizlere sesleniyorum.
Geçmişte Turizm sektöründe yaptığımız “ucuz turist” hedefi bakın bizi ne hallere getirdi? Kalitesiz hizmetimiz, ucuz odalarımızla sinek avlar vaziyetteyiz.
Lütfen yabancılara en iyi ve kaliteli hizmeti sağlık alanında verebileceksek, bu bizim, işletmenizin hak ettiği değer olsun… Yapacağımız hizmetin kalitesi ücretlerin (ucuz) değil (uygun) olması konusunda hedefe kitlenelim. |